Müzik yemeğin tadını değiştirebilir mi?

Yemeklerinizi sonik baharatlarla tatlandırın.

Müzik tamamen bağlamla ilgilidir. Bir konserde sizi deli gibi dans ettiren yüksek enerjili müzik, bir restoranda rahatsız edici ve sinir bozucu olabilir. Pazarlama Bilimleri Akademisi Dergisi’nde 2018 yılında yayınlanan bir araştırmaya göre bir restoranın müziği ne kadar yüksek olursa artan uyarım ve stres nedeniyle müşterilerin sağlıksız yiyecekler sipariş etme olasılığı da o kadar yükseliyor.

Müzik tüm insan deneyimlerini bir dereceye kadar etkileyebildiği gibi yemek zamanınızı da etkileyebilir. Peki ya müzik yalnızca yemeğinizin arka planı olarak değil, aynı zamanda bir malzeme olarak ele alınsaydı? Müzik tadı, çiğnemeyi, yutmayı doğrudan zenginleştirip tamamlayacak şekilde ortamın ötesine geçebilir mi? Müzik Shakespeare eseri On İkinci Gece’nin açılışında yazdığı gibi sadece “aşkın gıdası” değil, aynı zamanda yemeğin de gıdası olabilir mi?

Orta çağ İngiliz aşçılarının pastaların içine şarkı söyleyen kuşları saklamasından 1930’larda yemeyi avangard performans sanatına dönüştüren İtalyan Fütürist hareketinin provokatif yemek kitaplarına kadar, yemek konusunda müzik içeren pek çok tarihi örnek var. “Trompet patlamalarıyla parçalanan çiğ et” adı verilen bir Fütürist tarifte yemek yiyenlerden bir trompet çalmak ve gürültülü bir şekilde alkollü içkide marine edilmiş küp şeklindeki sığır etini yemek arasında geçiş yapmaları isteniyor.

Bir diğer Fütürist yemek olan “poliritmik salata” ise sol tarafında manivela bulunan bir kutu içerisinde servis ediliyor. The Futurist Cookbook “Konuklar çatal bıçak kullanmadan sağ elleriyle yemek yerken sol elleriyle krankı çevirmeli” talimatını veriyor. “Bu hareket garsonların yemek bitene kadar dans edeceği bir müzik üretiyor.”

1992 yapımı The Muppet Christmas Carol filminde Fare Rizzo seyirciyi “Annem bana her zaman şunu öğretti: asla şarkı söyleyen yemek yeme” diye uyarmıştı. Belli ki herkes bu uyarıyı dikkate almamış, çünkü 1992’de “duman çıkaran, patlayan, hareket eden, şarkı söyleyen ve konuşan yiyecekler” içeren Özel Efektler Yemek Kitabı‘nın yayımlandı.

Bu yemeklerden biri olan “şarkı söyleyen pastanın” pişerken ıslık çalması gerekiyor, böylece “arkadaşlarınızı etrafınıza toplayabilirsiniz” ve “pastayla birlikte neşeli bir melodiyi ıslıkla çalabilirsiniz!” YouTube kanalı Jim’s Kitsch Kitchen, 2024’te tarifi denedi ve tarifin hayal kırıklığı yaratacak kadar sessiz olduğunu gördü. Aynı yemek kitabındaki “Konuşan soda” gevezeliğinin sırrı bir avuç Pop Rock’ta olsa bile en azından ses üretiyordu.

Gelişmekte olan ve “sonik baharat” adı verilen bir alan, ses ve tat deneyimimiz arasında doğrudan bir bağlantı olabileceğini öne sürüyor. Oxford Üniversitesi’nde 2010 yılında yapılan bir araştırmada denekler sürekli olarak “beş temel zevki” farklı müzik enstrümanları, perdeler ve melodilerle ilişkilendirdi.

Tatlı ve ekşi yüksek tonlarla, acı ve umami ise alçak tonlarla eşleştirildi. Nefesli çalgılar acı, piyano ise tatlı geliyordu. Bir takip çalışmasında belirli tatları geliştirmek için tasarlanmış özel parçaları dinlerken şekerleme deneyen denekler, hedeflenen tatlarda bir artış olduğunu bildirdi.

Sesin baharatlanması hala tam olarak anlaşılmış değil, ancak bazı araştırmacılar bunu bir duyunun diğerini harekete geçirdiği algısal bir fenomen olan sinesteziyle ilişkilendiriyor. Bazı sinestezikler seslerin “tadını” alabiliyor.

Bir sinestezik 2021’de Reddit’te “Piyano dinlemeyi seviyorum çünkü tadı karamel ve çikolata (genellikle sütlü çikolata) gibi)” diye yazmıştı. “Ancak bazı synthesizer seslerinden nefret ediyorum çünkü tadı siyah meyankökü gibi.” Newsweek için röportaj yapan başka bir sinestezik kişi, çocukluklarının arkadaşlarını “isimlerinin tadının ne kadar güzel olduğuna göre” seçtiklerini söyledi.

Bunlar sinestezinin en nadir belirtileri arasındadır ve etkileri genellikle hafiftir ve gerçek yemeğin tadıyla silinip giden hayalet tat duyumlarıdır. Ama belki de hepimiz ses ve tat arasında tıpkı doğru koşullar altında tetiklenebilecek gizli bir süper güç gibi, bir dereceye kadar psikolojik bağlantıya sahibiz.

2024 yılında, Oxford’un sonik baharat araştırması makarna şirketi Barilla’ya, HBO’nun White Lotus filminin tema müziğinin bestecisi Cristobal Tapia’yla işbirliğine gidip Veer’e Al Bronzo Film Müziği Deneyimi siparişi vermesi konusunda ilham verdi. Yedi parçanın her biri, belirli bir Barilla makarnasının keyfini artırmak için tasarlandı.

görsel: PUBLIC DOMAIN, 1911

ANDREW COLETTI‘nin atlas obscura‘daki yazısından kısaltılarak alınmıştır.

tr_TRTurkish