Bay Payback gişede büyük bir etki yaratmamış olabilir ama en azından yeni bir eğlence biçiminin öncülüğünü yapmayı denemişti.
Netflix, Black Mirror’ın “Bandersnatch”iyle yayın çağını etkileşimli hale getirmeden çok önce, Amerikalı sinemaseverler Robocop tarzı adalet, gençlik arzularının gerçekleşmesi ve çocuksu mizahın bir karışımıyla kendi maceralarını seçme şansına sahip olmuştu.
Şubat 1995’te yayınlanan Mr. Payback: An Interactive Movie’de, eski Baywatch yakışıklısı Billy Warlock izleyiciler tarafından seçilen, topluma haksızlık edenlere kendi alışılmadık şekilde adalet getiren bir android olarak rol alıyordu. Film Microsoft’taki Küresel Etkinliklerden Sorumlu Başkan Yardımcısı’nın fikriydi ve Back to the Future ile yönetmenlik çıkışını yapan Bob Gale tarafından yazıldı. Bu isimlerin vizyonlarını hayata geçirmek için ABD genelinde 44 özel donanımlı sinema gerekiyordu.
Mr. Payback teknik olarak türünün ilk örneği değildi. Montreal’deki Expo 67’de Çek hiciv filmi Kinoautomat‘ın gösterimi izleyicilerden iki anlatı gelişimi arasında karar vermelerini isteyen bir moderatör tarafından düzenli olarak kesintiye uğratılıyordu. Ve bundan altı yıl önce de pazarlama dehası William Castle izleyicilere karanlıkta parlayan başparmaklarıyla korku filmi Mr. Sardonicus’un sonunu belirledikleri yanılsamasını yaşatmıştı.
Ardından, 1993’te Interfilm Inc., izleyicilerin bir joystick kullanarak sahnelerin sonucunu kontrol ettiği etkileşimli 20 dakikalık kısa film I’m Your Man‘i yayınladı. Filmi şirketin başkanı Bob Bejan yazıp yönetti. I’m Your Man sadece iki sinemada (biri New York’ta, biri Los Angeles’ta) gösterildi. Etkisi azdı ama Bejan yine de teknolojiye inanıyordu; deneyimi bir filmden çok “sinematik bir oyuna” benzetiyordu.
Interfilm, Sony ile daha etkileşimli filmler üretmek için bir sözleşme imzaladı, bunlardan ilki Mr. Payback’ti. Kendini teknoloji meraklısı olarak tanımlayan Gale, Sony ve Interfilm tarafından yapılacak filmde çalışması için teklif aldı. İşi kabul etmesini şöyle anlattı: “Kendi kendime ‘Hayatta bir şeyde öncü olmak ve daha önce hiç yapılmamış bir şeyi denemek için kaç şans vardır?’ diye düşündüm ve ‘Ne olacak, hadi yapalım’ dedim.”
Gale projeyi tamamlamak için geleneksel senaryo tarzını akış şemalarıyla değiştirdi. “New York City metro haritasına benzeyen diyagramlar çizmem gerekiyordu” dedi. Filmi 23 günde çekti ve iki saatlik çekimden 240 bölüm editledi. Filmin her gösterimi 20 ila 24 dakika arasında sürüyordu ve Entertainment Weekly’ye göre yaklaşık 27.648 bölüm kombinasyonu vardı.
Mr. Payback’in büyük bir bütçesi yoktu; yaklaşık 1,6 milyon dolara mal oldu. Gale, Entertainment Weekly’ye “Herkes normalde aldığından çok daha az para aldı ve arkadaşlarımdan birkaç iyilik istedim” dedi. Muhtemelen aradıkları arasında ırkçı patron Ed Jarvis’i oynayan Christopher Lloyd ve daha önce Geleceğe Dönüş’ün animasyon uyarlamasının müziklerini yapan besteci Michael Tavera da vardı.
Filmin vücut sıvıları, cinsel organlar ve genel kabalık konusundaki takıntısı onu daha da şaşırtıcı hale getirmişti. Ancak Gale için bu çok mantıklıydı. “Kesinlikle çocuklara ve gençlere yönelik ve bu kasıtl. Artık etkileşimli medya ile büyüyen iki nesil var. Açıkçası bununla ilgilenecek ilk kişiler onlar olacak çünkü bunu hafife alıyorlar. Onlara nasıl çalıştığının açıklanmasına gerek yok. Oturuyorlar, görüyorlar ve şak diye anlıyorlar.”
Mr. Payback‘i sinemalarda gösterime koymak ciddi teknolojik yükseltmeler gerektirdi. Interfilm her ekrana son teknoloji lazer disk projeksiyon sistemleri ve koltuk yanlarında renk uyumlu joystick yerleştirdi. (Masraf sinema salonu başına yaklaşık 85.000 ila 100.000 dolar veya bugün yaklaşık 255.000 ila 300.000 dolar.) Film üç seçenek sunduğunda (genellikle her 90 saniyede bir) izleyicilerin hikayeyi ilerletmek için ilgili düğmeye basması gerekiyordu: her oylama gerçek zamanlı olarak ekranda gösteriliyordu.
Sinema salonlarına girenleri fısıldamak, konuşmak, bağırmak, çığlık atmak ve genel olarak bir ahırda büyütülmüş gibi davranmak konusunda özel olarak teşvik edildi. Irkçılıktan, cinsel tacize kadar pek çok konu içeren filmin gösterimden kaldırılmasına neden olacak pek çok sahne vardı.
Tüm olgunlaşmamış ve sorunlu kısımlarına rağmen film için tamamen espriden yoksun denilemez ama filmin görsel kalitesi (35 mm’ye çekilmiş ve lazer disklere aktarılmıştı) istenenin altındaydı. Esasen bir CD-ROM’a benziyordu ve oyuncuların bir grup yarı çıplak genci bir vampir ordusundan korumasını isteyen, röntgenci SEGA video oyunu filmi olan 1992 yapımı Night Trap‘i akla getiriyordu. Gale filmi tek seferde iki kez izlemek için 3 ila 5 dolar arasında para ödeyen izleyicilerin, işler tekrarlayıcı hale gelmeden önce filmi 24 kez izlemek zorunda kalacaklarını iddia etse de işler öyle gitmedi.
Bazı çocuklar Mr. Payback’i beğense de eleştirmenler aynı fikirde değildi. Roger Ebert “Bu, kalabalığın düğmelerine şevkle vurarak en iğrenç ortak paydaya doğru yokuş aşağı hızla ilerlediği, kitle psikolojisinin vahşice işlediği bir durum” diye yazdı. Ebert’in yardımcısı Gene Siskel de aynı şekilde alaycıydı ve “Mr. Payback’i yalnızca bir kez izlemek için iki katı para ödeyeceğini” söyledi.
Görünen o ki Amerikan halkının tepkisi de pek coşkulu değildi. Film gişede sadece 145 bin dolar hasılat elde etti. Ve uzaylı istilaları ve dünyayı kurtaran bisikletli kuryelerin tuhaf bir karışımı olan Ride for Your Life, aynı yılın ilerleyen zamanlarında söz konusu konsepti kurtarmayı başaramayınca sonu etkileşimli sinema Illusion-o, Smell-o-vision ve sinematik oyunu değiştirmeyi vaat eden diğer tüm çılgınlıklar gibi oldu.
görsel: mr. payback, interfilm
mental floss